Image for post
Image for post

Kitap okumak benim hayatımın önemli bir parçası. Ortaokul yıllarında Harry Potter’ı okumamın ardından kitaplar bir daha elimden hiç düşmedi. Benim hayal dünyamı genişletti, kişiliğimi zenginleştirdi. Okuduklarım ve hissettiklerim hakkında konuşacağım kişi bulamadığımda kitap blogumu başlattım ve zaman içerisinde mesleğimi kazanmama vesile oldu.

Bugün kitap okumak her geçen gün daha da fazla faydasını gördüğüm bir alışkanlığım, belirli bir konu hakkında derinlemesine düşünmemi sağlıyor, hayatıma sakinlik veya heyecan getiriyor. Fakat kitap okuma alışkanlığı insanın efor sarfetmesini gerektirebilir. Sizlere faydası olması ve bu değerli alışkanlığı edinmenizi destekleyebilmek için zaman içerisinde oluşturduğum çeşitli alışkanlıklarımdan bahsetmek istiyorum.

“Niye kitap okumuyorlar?” demek “niye piyano çalmıyorlar?” demek gibi bir şeydir. Kafayı kitap okumaya alıştırmak, parmakları piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir.

Reşat Nuri Gültekin, Anadolu Notları

Seyfeddin’in geçtiğimiz günlerde bahsettiği gibi benim de doğal bir şekilde keşfettiğim teknik. Dilerseniz videoyu kısaca izleyin ve okumaya sonrasında devam edin.

Paralel Okuma birden fazla kitabı birlikte okuma tekniği. Gün içerisinde bulunduğumuz ruh hali, içerisinde olduğumuz ortam sürekli değişebildiğinden tek bir kitabı okumakta zorluk çekmemiz çok doğal. Ayrıca aklınıza sizi heyecanlandıran bir konu geldiğinde elinizdeki kitabı bitirmeyi beklemek de kitap okumanızı yavaşlatabilir. Dolayısıyla birden fazla kitabı paralel bir şekilde okuyabilir, duruma göre kitap seçebilirsiniz.

Ben kitapları kategorisi, formatı ve bulunduğum ortama göre paralel bir şekilde okuyorum.

Kitap kategorilerim:

Farklı kategoriden birden fazla kitabı paralel bir şekilde okuyorum. Kendimce ek kuralım, bir kitabı bitirmeden veya bırakma kararı vermeden aynı kategoriden başka bir kitaba başlamamak. Okuduğum kitaplardan birini ana kitap olarak belirliyor ve önceliklendiriyorum.

Bir konu hakkında derinleşmek istediğimde ise diğer kategorilere bir mola verip, aynı alanda birden fazla kitabı birlikte veya arka arkaya okuyorum (Örneğin: Semerkant, Siyasetname, Fedailerin Kalesi Alamut, Türklerin Tarihi ve Selçukluların Hikayesi). Aynı dönemi çapraz okuma ile farklı bakış açılarıyla irdeleyebilme fırsatı veriyor.

Format ve ortam konusunu ayrı bölümlerde ele alacağım.

Tüm kitaplığımı yanımda taşıyabilmem, diğer insanların altını çizdiği yerlere görebilme ve sesli not alma gibi özellikleri ile dijital kitaplar beni ikna etti. Her ne kadar kitaplık kurma gibi bir hobim olsa da son yıllarda basılı kitaplar yerine e-kitap tercih etmeye başladım.

Ek olarak dışarıdayken her okuduğum kitabı reklam etmiyor oluşum da gizlilik açısından beni memnun etti. Sonra bu kitap neredeydi, kim ödünç almıştı, sipariş ettim ne zaman gelecek dertleri de ortadan kayboldu.

Okuma cihazı olarak Amazon Kindle’ı denedim bir süre, her ne kadar ekranının göz almaması güzel bir özellik olsa da, taşıma, çoklu kullanım özellikleri nedeniyle iPad Mini’de karar kıldım. Bildirimleri kapatmam da odaklanmamı arttırdı.

Umuyorum ki yayınevleri dijitalleşmelerini hızlandırır, maalesef e-kitap desteği Türkçe kitaplar için çok az.

Image for post
Image for post

Audible gibi çeşitli uygulamalar ile kitapların ses kayıtlarını dinlemeye başladım. Bildiğim kadarıyla Storytel, Seslenen Kitap, Kitapyurdu Sesli Kitap gibi çeşitli Türkçe hizmetler de var.

Sesli kitapların bariz en büyük avantajı kitabı dilediğiniz ortamda dinleyebilmeniz, örneğin spor yaparken, araba sürerken, otobüste ayakta kaldığınızda veya bulaşık yaparken, çamaşır katlarken. Daha önce monoton olan bir durumu, verimli bir hale dönüştürebilirsiniz. Ben işe giderken sesli kitap dinleme alışkanlığı edinmiştim, şimdi ise köpeğimizi yürüşe çıkardığım zamanları değerlendiriyorum.

Sesli kitapların bir diğer büyüleyici yanı seslendirenler. Nutuk’u Nur Subaşı’nın seslendirmesi ile dinlemek bir ayrıcalık, gözlerinizi kapadığınızda kendinizi olayların ortasında buluyorsunuz. Veya Macbeth’in oyun haline getirilmiş sesli kitabını dinlediğinizde karakterlerin farklı kişiler tarafından seslendirilmesi, kralın giriş yaptığını belirten trompet ses efekti ile deneyim tiyatrolaşıyor.

Senkronizasyon (Whispersync) özelliği ise benim favorim. Kitabın eğer hem dijital, hem de sesli formatına sahipseniz, ikisini senkronize edip birbiri arasında geçiş yapabilmenizi sağlıyor. Böylece otobüste otursanız da ayakta kalsanız da kitabı okumaya, dinlemeye kaldığınız yerden devam. Ben İngilizce birçok kitabı hem dinleyip, bir yandan da e-kitabından takip ederek dilimi geliştirdim. Kelimelerin telafuzlarını pekiştirmemi, bilmediğim kelimeleri hızlıca öğrenebilmemi sağladı. (İngilizce dizileri İngilizce altyazı izlemek gibi güzel bir öğrenme taktiği.) Harry Potter’ı Jim Dale’ın seslendirmesi ile dinlemek inanılmaz öğretici bir deneyimdi.

Herkesin okuma hızı farklı, dinleme hızı da farklı olabilir. Ben The Pearl’ı vurgulamalarını hissetmek için kendi hızında (1.0x) dilerken, Tribal Leadership’i daha hızlı (2.7x) dinlemeyi tercih ettim. Bu demek oluyor ki sadece 3 gün yürüyüşe çıkarak bu kitabı bitirebilirim.

‘Yatmadan önce kitap okumak’ sanıyorum ki hepimizin içgüdüsel ilk opsiyonu. Ortam olarak yatak, zaman olarak uyamanın hemen öncesi kombinasyonu doğal olarak uyku getiriyor ve bu sefer kitap okumak uykumu getiriyor algısı oluşabiliyor. Dolayısıyla gün ortasında veya erken uyanıp kahve eşliğinde kitap okumanın benim için daha uygun olduğunu farkettim.

Bahsettiğim gibi ben yürüyüş esnasında sesli kitap dinliyorum ve alışkanlık nedeniyle vücudum ve zihnim bunu bekliyor. Televizyonun bulunduğu veya içerisinde ana aktivitenin farklı olduğu alanlar yerine kitaplık odası ve okuma koltuğum benim için ideal bir okuma ortamı oluşturuyor.

‘Hangi kitabı okumalıyım?’ sorusu çok doğal, ama bir o kadar da kişiye özel bir cevabı olması gereken bir soru. İlginizi çeken, merak ettiğiniz, işiniz ile alakalı kitaplardan başlamak en doğal yöntem.

Ben bir sonraki kitabım ile buluşmak için birkaç taktik izledim. Beğendiğim bir yazarın diğer kitaplarını okudum (Örnek: İhsan Oktay Anar). Değer verdiğim kişilere okudukları iyi kitapları ve nedenlerini sordum (Örnek: Justin). Çeşitli kuruluşların ve yayınevlerinin listelerini taradım (Örnek: MEB Temel Eserler, Türkiye İş Bankası Modern Klasikler dizisi). Okuduğum kitapların kaynak kullandığı kitapları inceledim, bir kitap ismi bahsedilince hemen not aldım. Bu kitapları okumadan önce biraz araştırıp, 1–2 cümle ile ‘Neden okumalıyım?’ sorusunu yanıtladım.

Buraya kadar okuduysanız, bu işi artık ciddiye aldığımın farkındasınızdır. Tüm bu kitapları takip edebilmek adına Google Sheets üzerinde kitapları kategorilendirdim ve kendime 3 aylık okuma planları yapmaya başladım. Şu an listemde okunmayı bekleyen 800 kitap var. Eğer daha kullanışlı ve hazır bir araç isterseniz Goodreads’i deneyebilirsiniz.

İngilizce öğrenmek kaçınılmaz bir gereksinim. Özellikle mesleğim ile ilgili olan birçok kitap İngilizce yayınlanıyor ve bunların tercümesi genellikle yok veya yıllarca bekletebilir. Sesli kitaplar beni İngilizce dinleyip anlama ve telaffuz konusunda çok geliştirdiler.

Geçtiğimiz yıllarda dünya klasiklerini okumak üzerine ek bir kural uydurduğumu farkettim. Her kitabı yazdılığı dilde okumaya imkan yok. Ben de kendimce eğer bir kitap İngilizce yazılmış ise İngilizce okumaya, yoksa eğer iyi bir Türkçe tercümesi varsa, Türkçe okumaya çalışıyorum. Örneğin, The Wonderful Wizard of Oz’u kendi dilinde İngilizce okurken, Bir Delinin Hatıra Defteri’ni Türkçe tercüme okudum.

Saatlerce başı ucunda emek verdiğimiz kitaplar hakkında birkaç ay sonra sadece genel mesajını, birazcık konuyu ve nasıl hissettiğimizi hatırlıyoruz. İnternet üzerinde okuduğumuz çeşitli yazıları düşünürsek, bu oldukça büyük bir edinim, fakat ben daha fazlasını hafızamda tutmak istedim, bu mümkün olmayınca da okuduğum kitaplar hakkında düşüncelerimi geri dönüp hatırlayabilmek, referans alabilmek için yazmaya başladım. Daha önce blogladığım bu yazıları şimdi kişisel tutuyorum, kitabın kısa bir özetini, hissetiklerimi ve eleştirel yorumlarımı kaydediyorum.

Eskiden kitapları neredeyse yeni, gıcır gıcır tutmaya çalışırken artık kitabı bir ders kitabı gibi çalışırcasına altını çizmeye, kenarına not almaya başladım. Bu notlar kitabın vurgulayıcı anları olduğu gibi sayfalarca duyguyu bana çok hızlı bir şekilde hatırlatıyor.

Son olarak bir kitap ve yazarı hakkında araştırma yapmadan kendimi kitabı okumuş saymıyorum. Diğer kişilerin yorumlarını okuyup, kendi düşüncelerimi tekrar tartıyorum. Don Kişot’u, Amat’ı okuduktan sonra farklı görüşlerin ve detaylı analizleri inceleyerek kitabı daha iyi anladım, hatta kitabı tekrar okudum.

Umuyorum benim kitap okumak üzerine oluşturduğum alışkanlıklarım, düşüncelerim sizlere de faydalı olur. Elbette bunlar benim kişisel çıkarımlarım ve deneyerek size uyup uymayacağını test edebilirsiniz. Umuyorum ki bu yazı, kitap okumak hakkında bir etkileşim başlatır ve ben de sizlerin geliştirdiği teknikleri öğrenip, deneyebilirim.

Bu yazıya katkılarından ötürü Seyfeddin Bassaraç, Çağrı Sarıgöz ve Göktuğ Yılmaz’a teşekkür ederim.

Written by

Product Design at Facebook

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store